Case Report

OPİYAT BAĞIMLILIĞI İLE TAKİP EDİLEN HASTADA ATOMOKSETİN KULLANIMININ NÖROPSİKOMETRİK TESTLERE YANSIMASI: OLGU SUNUMU

Müberra Kulu,Filiz Özsoy
2020, 4(1), s:35-39

Alkol/madde kullanım bozukluğu ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) birlikteliği sıklıkla bildirilen bir durumdur. Bu iki hastalığın birlikteliği hem tedaviye uyumunu bozan, hem de mortalite ve morbidite oranlarını arttıran bir durumdur. DEHB tedavisinde kullanılan medikal tedavilerin kötüye kullanılma potansiyellerinden dolayı tedavi seçenekleri de oldukça kısıtlı olmaktadır. Bu yazıda atomoksetin tedavisi ile opiyat kullanım bozukluğu tanısı olan bir hastada gözlenen dikkat eksikliği semptomlarının gerilemesi ve hastaya uygulanan nöropsikometrik test sonuçlarındaki düzelmeler aktarılacaktır. Anahtar Kelimeler:


Case Report

NALTREKSON İMPLANTA BAĞLI GELİŞMİŞ LOKAL KOMPLİKASYONLARA MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM: OLGU SUNUMU

Mustafa Akan,Altunışık Toplu Sibel,Birgül Cumurcu Hatice
2020, 4(1), s:28-34

Madde bağımlılığı; tedavisi güç, hastanın kendisi ve yakın çevresine yıkıcı etkileri olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Tedavideki zorlukların ana kaynağı uyumu zayıf olan hastanın oral medikal tedavisini sonlandırması ve artan madde isteği ile birlikte yeniden madde kullanımına başlamasıdır. Bağımlılıkla mücadele için oral tedaviye alternatif yeni ajanlar geliştirilmiştir. Alkol ve opioid bağımlılıkları tedavisinde yeni tedavi seçenekleri arasında naltrekson cilt altı implant yer almaktadır. Ağrı, kusma, dehidratasyon, yara yerinde enfeksiyon ve hematom, kaşıntı, lokal doku reaksiyonu naltrekson implant kullanımında bildirilen sık yan etkilerdir. Bu çalışmada naltrekson implant uygulaması sonrasında yumuşak doku enfeksiyonu gelişmiş iki vaka tartışılacaktır. Çalışmamızın implanta bağlı gelişebilecek komplikasyonların yönetimi hususunda literatüre katkı sağlayacağını düşünmekteyiz. 


Original Article

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DUMANSIZ KAMPÜS UYGULAMASINA BAKIŞ AÇILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Birgul Kekliltepe,Işıl Gogcegoz
2020, 4(1), s:21-27

Sigara, dünya genelinde kullanımı oldukça yaygın olan, halk sağlığını tehdit eden ve bağımlılık yapan bir maddedir. Sigara içerdiği maddelerden dolayı cilt bozukluklarından kansere kadar pek çok hastalığa sebep olarak Dünya’da milyonlarca kişinin ölümüne sebep olmaktadır ve önlemler alındığı müddetçe ölümler önlenebilmektedir. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanımıyla mücadele kapsamında pek çok çalışma yapılmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda sigara kullanımına ilişkin çalışmalar yürütülmektedir. Ülkemizde Dünya’ya örnek olan çalışmalardan birisi dumansız hava sahasıdır. Dumansız hava sahası, halka açık alanlarda sigara içilmeyen ortamlardır. Üniversitelerde de sigara kullanımı oldukça yaygındır. Bunun önüne geçebilmek amacıyla çalışmalar yapılmaktadır. Üniversitelerde de dumansız kampüs uygulamasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışma; Üsküdar Üniversitesi öğrencilerinin dumansız kampüs uygulamasına bakış açısının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Üsküdar Üniversitesi Çarşı Kampüsü’nde okuyan 414 kişi katılmıştır. Öğrencilere Sosyodemografik Form, Dumansız Hava Sahası Değerlendirme Formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Testi verilmiş olup 3 ayrı test üzerinden çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, sigara içmeyenlerin sigara içenlere göre “Dumansız Kampüs” uygulamasına daha çok destek verdiğini göstermiştir. Ayrıca bağımlılık düzeylerinin istatiksel olarak anlamlı farklılıklara neden olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:


Original Article

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE RİSKLİ ALKOL KULLANIMINI YORDAYICI BAZI ETKENLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Deniz Eryılmaz,Işıl Gogcegoz,Gul Eryılmaz
2020, 4(1), s:16-20

Riskli alkol kullanımı bireylerin ve toplumun ruh sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Madde bağımlılığı 1951 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSO) tarafından hastalık olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Türkiye’deki alkol tüketimi açısından bakıldığında alkol tüketiminin önlenmesi ile erkeklerde tüm ölümlerin %4.7'sinin, kadınlarda tüm ölümlerin % 3.1'inin önlenebileceği öngörülmektedir. Riskli kullanım fiziksel, mental ya da sosyal alanlarda zarar görme riski ile karsı karsıya gelecek miktarda alkol tüketimi olarak tanımlanabilir. Bu araştırmanın evrenini; 2018-2019 öğretim yılında Üsküdar Üniversitesinde eğitim alan öğrenciler oluşturmaktadır. Katılımcıların alkol kullanım seviyelerini belirlemek ve riskli alkol kullanımını saptamak amacıyla Alkol Kullanım Bozukluklarını Belirleme Testi kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre riskli içiciliği olan bireylerin oranı %6.3’dür. Eğitim düzeyinin artması, erkek cinsiyet ve aile tutumları diğer risk faktörleri arasında sayılabilir. 


Original Article

Psikiyatri Polikliniğine Başvuran Hastalar Arasında Alkol ve Madde Kullanım Bozukluklarının Yaygınlığı, Klinik Özellikleri ve Komorbiditeleri

Habib Erensoy,Tonguç Demir Berkol,Yasin Hasan Balcıoğlu,Hasan Mervan Aytaç
2020, 4(1), s:5-15

Amaç: Alkol ve madde kullanım bozuklukları ile diğer psikiyatrik bozuklukların birlikteliği sıktır. Ancak genel psikiyatri hastalarında alkol ve madde kullanım bozukluklarının sıklığı ile ilgili çalışma son derece azdır.

Yöntem: Genel psikiyatri polikliniğine başvuran ve herhangi bir psikiyatrik tanı ile izlenen hastalar arasında alkol ve madde kullanım bozukluklarının sıklığını araştırma amacıyla, ardışık 734 yetişkin hasta çalışmaya alındı. Bu hastalara Michigan Alkol ve Madde Tarama Testi (MATT-AM) verildi. MATT-AM skoru 5 ve üzeri olan 47 (%6.4) hastaya madde tarama listesi verildi ve SCID-I’in bağımlılık modülü uygulandı. Daha sonra tanı alan 33 kişiye (%4.5) de SCID–I’in geri kalanı ve SCID–II uygulandı.

Bulgular: Çalışmaya alınan 734 genel psikiyatri hastasının 33’ünde (%4.5) herhangi bir alkol ya da madde kullanım bozukluğu saptandı. Bu 33 hastadan 5’ine (%0.7) alkol bağımlılığı, 26’sına (%3.5) alkol kötüye kullanımı, 3’üne (%0.4) çoğul madde bağımlılığı, 9’una (%1.2) esrar kötüye kullanımı, 4’üne (%0.5) ekstazi kötüye kullanımı, 1’ine (%0.1) eroin kötüye kullanımı, 1’ine (%0.1) biperiden kötüye kullanımı ve 9’una (%01.2) benzodiazepin kötüye kullanımı tanısı kondu. Alkol ve/veya madde bağımlılığı veya kullanım bozukluğu tanısı alan toplam 33 kişiden 7’si (%1.0) borderline kişilik bozukluğu, 2’si (%0.3) antisosyal kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) paranoid kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) narsisistik kişilik bozukluğu, 2’si (%0.3) kaçıngan kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) şizoid kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) bağımlı kişilik bozukluğu tanısı aldı. SCID-I’de 5 kişiye (%0.7) major depresif bozukluk, 3 kişiye (%0.4) bipolar I, 1 kişiye (%0.1) distimik bozukluk, 2 kişiye (%0.3) paranoid şizofreni, 1 (%0.1) kişiye sanrısal bozukluk, 3 (%0.4) kişiye yaygın anksiyete bozukluğu, 3 kişiye (%0.4) panik bozukluk, 1 kişiye (%0.1) agorafobili panik bozukluk, 1 kişiye (%0.1) BTA anksiyete bozukluğu,1 kişiye (%0.1) sosyal fobi ve 1 kişiye (%0.1) travma sonrası stres bozukluğu tanısı kondu.

Sonuç: Bu sonuçlar, genel psikiyatri polikliniğine başvuran hastalar arasında alkol madde kullanım bozukluklarının çok yaygın olmadığını göstermiştir. Özellikle duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu ya da kişilik bozukluğu tanısı konan hastalarda alkol madde kullanım bozukluklarını dikkatli sorgulamakta yarar vardır.

 


Mini - Review

1. Ulusal Sigara Bırakma Kongresi Sözel Bildiri Özetleri

Tijen Şengezer
2019, 3(2), s:49-82

DOI : .


Review Article

TÜKETİM SOSYOLOJİSİ: TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Aybüke Kaplan
2019, 3(1), s:31-41

Teknolojik gelişim ile tüketiciye sunulan ürünlerin çeşitlenmesi ve cazip hale getirilmesi bazı sorunlara neden olmaktadır. Karşılaşılan bu sorunların temel sebebi ürün kullanım süresini kontrol edememektir. Teknolojinin kontrolsüz kullanımı birçok davranışsal bağımlılığa sebep olmaktadır. Davranışsal bağımlılıkta bir alt boyut olarak kabul edilen teknoloji bağımlılığı da bu süreçte öne çıkan bir sorundur. İnsanların, artan şekilde teknolojiye bağımlı olmasının bireylerin kimliklerini ve dahası tüketim tercihlerini değişime uğrattığı saptanmaktadır. Ergenlik döneminde daha baskın olarak bireyler kendilerini ifade ederken materyalist tutum sergileyebilmektedir. Bu sebeple bireylerin, topluluk içinde kendini ifade etme biçiminin, tükettiği eşyaya endekslendiği düşünülmektedir. Örneğin tercih edilen telefon markası, bilgisayarın sahip olduğu özellikler gibi pek çok kişisel odaklı tercih algısında temel belirleyici olan öğe, bireyin tükettiği ya da benimsediği şeye odaklıdır. Bu makalede medya ve iletişim araçları ile teknolojik ürünlere yönelik yaratılan ihtiyaca bireylerin duyduğu yoğun talebin sebebi açıklanmıştır. Bununla birlikte gösterişçi tüketimin günümüzde kendini gösterdiği bu bağlamı ile teknoloji bağımlılığı, sosyolojik bakış açısı ile incelenmiştir.


Review Article

AKILLI TELEFON BAĞIMLILIĞI

Sever Yıldırım,Türker Tekin Ergüzel,Gökben Hızlı Sayar
2019, 3(1), s:25-30

Günümüzde genç nüfusun çoğunluğu interneti yoğun bir biçimde kullanmaktadır. Bu bireyler akıllı telefonları vasıtasıyla her an internete erişebilmektelerdir. Ayrıca internet kullanımının çok geniş olması ve akıllı telefonların internete kolay erişim imkânı vermesi de, birçok kişide akıllı telefon kullanma isteği yaratmaktadır. Birçok farklı fiyat aralığında bulunan akıllı telefonlar, her tüketici tipi için ulaşılabilir durumdadır. İnternet kullanımını daha da yaymak ve insanların günlük hayatın bir parçası haline getirebilmek için birçok büyük bütçeli reklamlar yapılmakta ve telefon firmaları da uygun bütçeli modellerle akıllı telefonlar üretmektedir. Kullanıcılar, akıllı telefonlar sayesinde banka işlemleri, market alışverişleri, film izleme, gazete okuma gibi birçok işlemi internet üzerinden kolayca gerçekleştirebilmektedirler. Günlük hayatı kolaylaştıran akıllı telefonlar, bilgisayarın yapabileceği işlemleri bilgisayar kullanmadan kısa sürede yapmayı mümkün kılmakta ve zamandan tasarruf ettirmektedir. Bu derlemenin amacı, akıllı telefon bağımlılığının günümüzdeki durumunu ele almak ve bu bağımlılığın sebeplerini ortaya koymaktır.


Original Article

Nomofobi, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu ve Demografik Değişkenler Arasındaki Ilişkiler: Sağlık Yöneticisi Adayları Örneği

Haydar Hoşgör,Derya Gündüz Hoşgör
2019, 3(1), s:16-24

Amaç: Bu çalışmanın amacı nomofobi üzerinde sosyal ağlardaki gelişmeleri kaçırma korkusunun etkisini incelemek ve bu değişkenler ile demografik özellikler arasında farklılık olup olmadığını saptamaktır.

Yöntem: Bu amaç doğrultusunda 2017-2018 güz yarıyılında İstanbul’daki üniversitelerde Sağlık Yönetimi Bölümü’nde okuyan öğrenciler çalışmaya dahil edilmiş ve 273 katılımcının verisi değerlendirilmiştir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu ile FoMO ve Nomofobi ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, korelasyon ve regresyon analizlerinden faydalanıldı.

Bulgular: Öğrencilerin nomofobi ve FoMO düzeyleri ortalamanın üzerinde saptanmıştır. Nomofobi ve FoMO değişkenleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuş olup, Nomofobinin %30’unun FoMO tarafından açıklandığı hesaplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin nomofobi ve FoMO düzeyleri ile demografik özellikleri arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Bu anlamlı farklılıkların ise akıllı telefonlarını günde en az 33 kez kontrol eden, yanında sürekli şarj cihazı taşıyan, uyanır uyanmaz akıllı telefonunu kontrol eden ve sosyal medya hesaplarına akıllı telefonları üzerinden bağlanan öğrencilerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Sonuç: Geleceğin sağlık yöneticisi adayları açısından sosyal ağlardaki gelişmeleri kaçırma korkusunun, akıllı telefondan mahrum kalma korkusu olarak da bilinen nomofobinin yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır.


Original Article

SİGARA İÇEN VE İÇMEYEN BİREYLERİN BAĞLANMA STİLLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Beyza Yaz,Hüseyin Ünübol,Gökben Hızlı Sayar
2019, 3(1), s:11-15

Amaç: Bu çalışma sigara içen ve içmeyen bireylerin sigara bağımlılığı ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır.

Yöntem: Çalışma için 2800 katılımcının verileri incelenmiştir. Çalışma için katılımcılara sosyodemografik bilgi formu ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE-II) uygulanmıştır.

Bulgular: Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda erkek olmak, bekar olmak, eğitim seviyesinin düşük olması sigara bağımlılık düzeyini anlamlı biçimde yordamaktadır. Ancak sigara kullanım durumu ya da günde içilen sigara adetine göre bağlanma alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur.

Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre bağlanma stilleri sigara kullanım durumuna göre anlamlı düzeyde farklı değildir. Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, sigara kullanımında, eş zamanlı izlenebilen diğer psikopatolojilerin, sigara bağlanma stiline göre daha önemli risk faktörü olabileceği düşünülmektedir.