Original Article

Psikiyatri Polikliniğine Başvuran Hastalar Arasında Alkol ve Madde Kullanım Bozukluklarının Yaygınlığı, Klinik Özellikleri ve Komorbiditeleri

Habib Erensoy,Tonguç Demir Berkol,Yasin Hasan Balcıoğlu,Hasan Mervan Aytaç
2020, 4(1), s:5-15

Amaç: Alkol ve madde kullanım bozuklukları ile diğer psikiyatrik bozuklukların birlikteliği sıktır. Ancak genel psikiyatri hastalarında alkol ve madde kullanım bozukluklarının sıklığı ile ilgili çalışma son derece azdır.

Yöntem: Genel psikiyatri polikliniğine başvuran ve herhangi bir psikiyatrik tanı ile izlenen hastalar arasında alkol ve madde kullanım bozukluklarının sıklığını araştırma amacıyla, ardışık 734 yetişkin hasta çalışmaya alındı. Bu hastalara Michigan Alkol ve Madde Tarama Testi (MATT-AM) verildi. MATT-AM skoru 5 ve üzeri olan 47 (%6.4) hastaya madde tarama listesi verildi ve SCID-I’in bağımlılık modülü uygulandı. Daha sonra tanı alan 33 kişiye (%4.5) de SCID–I’in geri kalanı ve SCID–II uygulandı.

Bulgular: Çalışmaya alınan 734 genel psikiyatri hastasının 33’ünde (%4.5) herhangi bir alkol ya da madde kullanım bozukluğu saptandı. Bu 33 hastadan 5’ine (%0.7) alkol bağımlılığı, 26’sına (%3.5) alkol kötüye kullanımı, 3’üne (%0.4) çoğul madde bağımlılığı, 9’una (%1.2) esrar kötüye kullanımı, 4’üne (%0.5) ekstazi kötüye kullanımı, 1’ine (%0.1) eroin kötüye kullanımı, 1’ine (%0.1) biperiden kötüye kullanımı ve 9’una (%01.2) benzodiazepin kötüye kullanımı tanısı kondu. Alkol ve/veya madde bağımlılığı veya kullanım bozukluğu tanısı alan toplam 33 kişiden 7’si (%1.0) borderline kişilik bozukluğu, 2’si (%0.3) antisosyal kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) paranoid kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) narsisistik kişilik bozukluğu, 2’si (%0.3) kaçıngan kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) şizoid kişilik bozukluğu, 1’i (%0.1) bağımlı kişilik bozukluğu tanısı aldı. SCID-I’de 5 kişiye (%0.7) major depresif bozukluk, 3 kişiye (%0.4) bipolar I, 1 kişiye (%0.1) distimik bozukluk, 2 kişiye (%0.3) paranoid şizofreni, 1 (%0.1) kişiye sanrısal bozukluk, 3 (%0.4) kişiye yaygın anksiyete bozukluğu, 3 kişiye (%0.4) panik bozukluk, 1 kişiye (%0.1) agorafobili panik bozukluk, 1 kişiye (%0.1) BTA anksiyete bozukluğu,1 kişiye (%0.1) sosyal fobi ve 1 kişiye (%0.1) travma sonrası stres bozukluğu tanısı kondu.

Sonuç: Bu sonuçlar, genel psikiyatri polikliniğine başvuran hastalar arasında alkol madde kullanım bozukluklarının çok yaygın olmadığını göstermiştir. Özellikle duygudurum bozukluğu, anksiyete bozukluğu ya da kişilik bozukluğu tanısı konan hastalarda alkol madde kullanım bozukluklarını dikkatli sorgulamakta yarar vardır.

 


Mini - Review

1. Ulusal Sigara Bırakma Kongresi Sözel Bildiri Özetleri

Tijen Şengezer
2019, 3(2), s:49-82

DOI : .


Review Article

TÜKETİM SOSYOLOJİSİ: TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

Aybüke Kaplan
2019, 3(1), s:31-41

Teknolojik gelişim ile tüketiciye sunulan ürünlerin çeşitlenmesi ve cazip hale getirilmesi bazı sorunlara neden olmaktadır. Karşılaşılan bu sorunların temel sebebi ürün kullanım süresini kontrol edememektir. Teknolojinin kontrolsüz kullanımı birçok davranışsal bağımlılığa sebep olmaktadır. Davranışsal bağımlılıkta bir alt boyut olarak kabul edilen teknoloji bağımlılığı da bu süreçte öne çıkan bir sorundur. İnsanların, artan şekilde teknolojiye bağımlı olmasının bireylerin kimliklerini ve dahası tüketim tercihlerini değişime uğrattığı saptanmaktadır. Ergenlik döneminde daha baskın olarak bireyler kendilerini ifade ederken materyalist tutum sergileyebilmektedir. Bu sebeple bireylerin, topluluk içinde kendini ifade etme biçiminin, tükettiği eşyaya endekslendiği düşünülmektedir. Örneğin tercih edilen telefon markası, bilgisayarın sahip olduğu özellikler gibi pek çok kişisel odaklı tercih algısında temel belirleyici olan öğe, bireyin tükettiği ya da benimsediği şeye odaklıdır. Bu makalede medya ve iletişim araçları ile teknolojik ürünlere yönelik yaratılan ihtiyaca bireylerin duyduğu yoğun talebin sebebi açıklanmıştır. Bununla birlikte gösterişçi tüketimin günümüzde kendini gösterdiği bu bağlamı ile teknoloji bağımlılığı, sosyolojik bakış açısı ile incelenmiştir.


Review Article

AKILLI TELEFON BAĞIMLILIĞI

Sever Yıldırım,Türker Tekin Ergüzel,Gökben Hızlı Sayar
2019, 3(1), s:25-30

Günümüzde genç nüfusun çoğunluğu interneti yoğun bir biçimde kullanmaktadır. Bu bireyler akıllı telefonları vasıtasıyla her an internete erişebilmektelerdir. Ayrıca internet kullanımının çok geniş olması ve akıllı telefonların internete kolay erişim imkânı vermesi de, birçok kişide akıllı telefon kullanma isteği yaratmaktadır. Birçok farklı fiyat aralığında bulunan akıllı telefonlar, her tüketici tipi için ulaşılabilir durumdadır. İnternet kullanımını daha da yaymak ve insanların günlük hayatın bir parçası haline getirebilmek için birçok büyük bütçeli reklamlar yapılmakta ve telefon firmaları da uygun bütçeli modellerle akıllı telefonlar üretmektedir. Kullanıcılar, akıllı telefonlar sayesinde banka işlemleri, market alışverişleri, film izleme, gazete okuma gibi birçok işlemi internet üzerinden kolayca gerçekleştirebilmektedirler. Günlük hayatı kolaylaştıran akıllı telefonlar, bilgisayarın yapabileceği işlemleri bilgisayar kullanmadan kısa sürede yapmayı mümkün kılmakta ve zamandan tasarruf ettirmektedir. Bu derlemenin amacı, akıllı telefon bağımlılığının günümüzdeki durumunu ele almak ve bu bağımlılığın sebeplerini ortaya koymaktır.


Original Article

Nomofobi, Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu ve Demografik Değişkenler Arasındaki Ilişkiler: Sağlık Yöneticisi Adayları Örneği

Haydar Hoşgör,Derya Gündüz Hoşgör
2019, 3(1), s:16-24

Amaç: Bu çalışmanın amacı nomofobi üzerinde sosyal ağlardaki gelişmeleri kaçırma korkusunun etkisini incelemek ve bu değişkenler ile demografik özellikler arasında farklılık olup olmadığını saptamaktır.

Yöntem: Bu amaç doğrultusunda 2017-2018 güz yarıyılında İstanbul’daki üniversitelerde Sağlık Yönetimi Bölümü’nde okuyan öğrenciler çalışmaya dahil edilmiş ve 273 katılımcının verisi değerlendirilmiştir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu ile FoMO ve Nomofobi ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, korelasyon ve regresyon analizlerinden faydalanıldı.

Bulgular: Öğrencilerin nomofobi ve FoMO düzeyleri ortalamanın üzerinde saptanmıştır. Nomofobi ve FoMO değişkenleri arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuş olup, Nomofobinin %30’unun FoMO tarafından açıklandığı hesaplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin nomofobi ve FoMO düzeyleri ile demografik özellikleri arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Bu anlamlı farklılıkların ise akıllı telefonlarını günde en az 33 kez kontrol eden, yanında sürekli şarj cihazı taşıyan, uyanır uyanmaz akıllı telefonunu kontrol eden ve sosyal medya hesaplarına akıllı telefonları üzerinden bağlanan öğrencilerden kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Sonuç: Geleceğin sağlık yöneticisi adayları açısından sosyal ağlardaki gelişmeleri kaçırma korkusunun, akıllı telefondan mahrum kalma korkusu olarak da bilinen nomofobinin yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır.


Original Article

SİGARA İÇEN VE İÇMEYEN BİREYLERİN BAĞLANMA STİLLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Beyza Yaz,Hüseyin Ünübol,Gökben Hızlı Sayar
2019, 3(1), s:11-15

Amaç: Bu çalışma sigara içen ve içmeyen bireylerin sigara bağımlılığı ile bağlanma stilleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır.

Yöntem: Çalışma için 2800 katılımcının verileri incelenmiştir. Çalışma için katılımcılara sosyodemografik bilgi formu ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE-II) uygulanmıştır.

Bulgular: Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda erkek olmak, bekar olmak, eğitim seviyesinin düşük olması sigara bağımlılık düzeyini anlamlı biçimde yordamaktadır. Ancak sigara kullanım durumu ya da günde içilen sigara adetine göre bağlanma alt boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur.

Sonuç: Çalışmanın sonuçlarına göre bağlanma stilleri sigara kullanım durumuna göre anlamlı düzeyde farklı değildir. Çalışmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda, sigara kullanımında, eş zamanlı izlenebilen diğer psikopatolojilerin, sigara bağlanma stiline göre daha önemli risk faktörü olabileceği düşünülmektedir.

 


Review Article

E-SPOR VE SAĞLIK

Rüstem Mustafaoğlu
2019, 3(1), s:5-10

e-Spor, son yıllarda gündemimize giren, popülerliği hızlı bir şekilde artan ve takipçi kitlesi genç nesil olan, devasa bütçelere ulaşmış bir uğraş olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu derlemede e-Spor’un tanımından, tarihsel gelişim sürecinden, dünyada ve ülkemizdeki yerinden, kişi üzerindeki ruhsal ve fiziksel olumlu ve olumsuz etkilerinden bahsedilmiştir. Son olarak e-Sporcu’larda gelişebilecek olası kas-iskelet sistemi sorunlarını önlemeye yönelik ergonomik değişiklikler ve pratik egzersiz önerilerinden bahsedilmiştir. e-Spor hakkında Türkiye'de bilimsel çalışmaların diğer ülkelere göre kısıtlı olduğu göze çarpmaktadır. Yapılan bu çalışma ile her geçen gün gelişmekte olan bu alanla ilgili olarak Türkçe kaynak eksikliğini gidermek, bulguların ilgili sağlık profesyonelleri ile paylaşmak ve literatüre katkı sağlamak amaçlanmaktadır.


Case Report

Bariyatrik Cerrahi Sonrası Ortaya Çıkan Kumar Oynama Bozukluğu

Gül Eryılmaz,Cemal Onur Noyan
2018, 2(2), s:62-63

Patolojik kumar oynama, kişinin bireysel, ailevi veya mesleki işlevselliğinin bozacak şekilde kumar oynama davranışının kontrol edilememesi ile karakterize, kalıcı ve tekrar eden istenmeyen kumar davranışları olarak tanımlanmaktadır. Son yıllarda giderek sık uygulanmaya başlayan obezite ameliyatlarından sonra alkol ve madde kullanım bozukluklarının ortaya çıkabilme ihtimalinin arttığı belirtilmektedir. Şimdiye kadar dürtü kontrol bozukluğu olarak değerlendirilen kumar oynama bozukluğu DSM-5 ile birlikte bağımlılık davranışları kategorisi altında değerlendirilmektedir.  Bu vaka bildiriminde bariatrik cerrahi ameliyatı sonrasında ortaya çıkan kumar oynama bozukluğu vakası tartışılacaktır.  


Review Article

İkincil Kumar Oynama Bozukluğu

Gül Eryılmaz,Işıl Göğcegöz
2018, 2(2), s:59-61

Patolojik kumar, sosyal, mesleki ve aile hayatında önemli kayıplara neden olabilecek bir beyin hastalığıdır. Bu yazıda, ikincil veya iyatrojenik olarak adlandırılabilecek kumar bağımlılığı davranışı gözden geçirilmiştir.


Review Article

Yeme Bağımlılığı

Ali Yasin Kafes,Selami Ülker,Gökben Hızlı Sayar
2018, 2(2), s:54-58

Yeme bağımlılığı son yıllarda, özellikle obezite yaygınlığının arttığı toplumlarda, giderek artan ölçüde ilgi çeken bir konu haline gelmiştir.  Aşırı karbonhidrat tüketen bireylerde bu yiyecekleri tüketme davranışının bir tür bağımlılığa dönüştüğü ortaya atılmaktadır ve bu bireylerde gözlemlenen tutumların bağımlılıkta sürekli gözlemlenen temel belirtilerle ortak olabildiği bildirilmektedir. Yeme bağımlılığında da tıpkı madde bağımlılığında olana benzer bir ödül sistemi bozulmasından bahsedilmekte, önerilen model klinik ve deneysel çalışmalarla desteklenmeye çalışılmaktadır. Bu gözden geçirme yazısında yeme bağımlılığı tanımlanacak, madde bağımlılığı ile arasında klinik örtüşme, etiyolojik faktörler ve tedavi seçeneklerinden bahsedilecektir.