Years
2025
Categories
Authors
ARTICLES
Letter to Editor
Oyunlaştırılmış Kumar Mekanizmaları ve Ergenlerde Bağımlılık Riski
Ozan Kayar
2025, 9(2), s:5-7
Çevrim içi oyunlar, günümüzde ergenler için yalnızca bir eğlence ya da sosyalleşme alanı değil, aynı zamanda bağımlılık davranışlarına zemin hazırlayan riskli bir mecra haline gelmiştir. Dijital oyun endüstrisi milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşırken, bu büyümede teknolojik ilerlemeler kadar “oyunlaştırılmış kumar” adı verilen tasarım stratejileri önemli rol oynamıştır. Popüler oyunlardaki rastlantısal ödül sistemleri, görsel ve estetik ögelerle birlikte rekabet avantajı sağlayan unsurlar sunarak “kolay kazanma” algısı yaratmakta ve kumar dinamiklerini oyun deneyimine entegre etmektedir. Araştırmalar, bu mekanizmaların sosyal onay ihtiyacı ve rekabet baskısıyla birleştiğinde ergenleri tekrar eden denemelere yönelttiğini; oyunda ilerlemenin doğrudan bu sistemlere bağlanmasının ise kumar benzeri davranışları normalleştirerek bağımlılık eğilimini güçlendirdiğini göstermektedir. Uluslararası ölçekte bazı ülkeler bu alanda somut düzenlemeler geliştirmiş olsa da Türkiye’de sistematik bir yasal çerçeve henüz oluşturulmamıştır. Bu boşluk karşısında akademik camia, politika yapıcılar, eğitimciler ve klinisyenler ortak bir duyarlılık geliştirmeli; gençlerin korunmasına yönelik kapsamlı önlemler alınmalıdır.
Review Article
Alkol ve Madde Kullanım Bozukluklarında Dermatolojik Belirtiler: Güncel Literatür ile Bir Derleme
Yusuf İslam EREN,Çiçek HOCAOĞLU
2025, 9(2), s:8-19
Alkol ve madde kullanım bozuklukları (AMKB), bireysel ve toplumsal sağlık açısından ciddi sonuçları olan, kronik ve nüks etme eğiliminde olan psikiyatrik durumlardır. Bu bozuklukların nöropsikiyatrik etkileri iyi belgelenmiş olmakla birlikte, dermatolojik yansımaları klinik uygulamalarda sıklıkla göz ardı edilmekte ve bu durum tanı ile tedavide gecikmelere neden olabilmektedir. Bu derleme, güncel literatür temelinde; alkol, kannabis, halüsinojenler, inhalanlar, opioidler, uyarıcılar ve tütün kullanımı ile ilişkili deri bulgularını sistematik bir şekilde incelemektedir.
Alkol kullanımı sıklıkla telenjiektazi, seboreik dermatit, pruritus ve rosasea benzeri döküntülerle ilişkilidir. Opioid kullanımı ise enjeksiyon bölgelerinde pruritusa, ülserasyonlara ve skar oluşumuna yol açabilmektedir. Kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddeler, vaskülitik döküntüler, formikasyon (deri altı böcek dolaşıyormuş hissi) sonucu gelişen ekskoriasyonlar ve ülseratif dermatozlarla ilişkilendirilmiştir. Kannabis, halüsinojenler ve inhalanlar temas dermatiti, pigmentasyon değişiklikleri ve perioral lezyonlara neden olabilir. Yasal kullanımına rağmen, tütün; cildin erken yaşlanmasına ve kronik inflamatuvar dermatozların şiddetlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunur.
Bu dermatolojik belirtilerin erken fark edilmesi, AMKB’nin zamanında tanısına katkı sağlayabilecek klinik ipuçları sunabilir. Bağımlılık tedavi protokollerine dermatolojik değerlendirmelerin entegre edilmesi, tanısal sürecin etkinliğini artırabilir ve gereksiz tetkiklerin önüne geçebilir. Bu derleme, AMKB’de görülen deri bulgularının önemine dikkat çekmekte ve bu sıklıkla göz ardı edilen göstergelerin değerlendirilmesinde klinik farkındalığın ve multidisipliner iş birliğinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Original Article
Yunus Emre Öksüz,Gözde Masatcıoğlu
2025, 9(2), s:20-27
Çevrimiçi alışveriş, sunduğu kolaylık ve geniş ürün yelpazesi sayesinde, tüketiciler için fiziksel alışverişe göre birçok cezbedici özelliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu durum günümüz toplumunu, literatürde giderek daha sık kullanılan bir kavram olan çevrimiçi alışveriş bağımlılığı kavramıyla tanıştırmıştır. Sosyal medya platformlarının giderek artan ticari potansiyeli ve alışveriş sitelerinin sosyal medya üzerinden yürüttüğü reklamcılık stratejileri sosyal medya platformlarının alışverişi teşvik ettiğini göstermektedir. Bu durum sosyal medya kullanımı ile çevrimiçi alışveriş arasındaki ilişkilerin sorgulanmasını beraberinde getirmiştir. Bu çalışma, sosyal medyada önemli ölçüde zaman harcayan bireylerin çevrimiçi alışveriş alışkanlıklarını incelemeyi ve sosyal medyanın çevrimiçi alışverişteki potansiyel dürtüsel etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma 254 katılımcı ile çevrimiçi anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilişkisel tarama metodu kullanılmıştır. Çalışma Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı Ölçeği ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda gerçekleştirilen korelasyon analizinde sosyal medya kullanımı ve çevrimiçi alışveriş arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p <.01). Yapılan regresyon analizinde sosyal medya bağımlılığındaki bir birimlik artışın, çevrimiçi alışveriş davranışında 0.762 birimlik bir artışa neden olduğu görülmüştür (B = .762, SE = .041). Bu bulgular, bu çalışmanın hipotezi olan, sosyal medya bağımlılığı arttıkça çevrimiçi alışveriş bağımlılığı artar hipotezini desteklemektedir.
Original Article
Sigara, Alkol, Madde Bağımlılığı Tedavi Programı (SAMBA): Retrospektif Etkinlik Analizi
Remzi Oğulcan Çıray,Mehmet Akif Çeçen,Pelin Çiray
2025, 9(2), s:28-34
Alkol ve madde kullanım bozukluğu, bireyin biyopsikososyal işlevselliğini bozan ve tedavi sürecinde çeşitli zorluklar yaratan yaygın bir halk sağlığı sorunudur. Sigara Alkol Madde Kullanım Bozukluğu Tedavi Programı (SAMBA) bağımlılıkla mücadelede bireylere psikoeğitim sağlamak, iletişim ve problem çözme becerilerini geliştirmek, dürtü kontrolünü desteklemek gibi hedefler doğrultusunda yapılandırılmıştır. Bu çalışma, bir eğitim araştırma hastanesinde bir yıl boyunca uygulanan Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Programı'nın (SAMBA) işleyişini, katılımcı özelliklerini ve tedavi sürecine etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, programa katılan bireylerin demografik özellikleri, tedaviye uyum düzeyleri ve SAMBA ile olan ilişkisini incelemektedir. Elde edilen bulgular, SAMBA programının bağımlılık tedavisinde yapılandırılmış ve bütüncül bir yaklaşım sunduğunu ve tedaviye uyumu artırmaya yönelik etkili bir model olabileceğini göstermektedir.
Original Article
Mesut Kölçe
2025, 9(2), s:35-60
Bu çalışma, Çocuklukta oluşan bilişsel, duygusal ve davranışsal kolon boşlukları ve çatlaklar, ileriki yaşamda içsel stres, sosyal uyum problemleri ve davranışsal riskler için görünmeyen bir zemin oluşturur ve ayrıca bireyin yaşam boyu işlevselliğini belirleyen temel yapı taşlarıdır (Kölçe, 2025). Psikostatik Kuram çerçevesinde 0-14 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerin gelişimsel risklerini ve kolon yapılarının psikososyal işlevlerini incelemektedir. Kuram, bireyin gelişimsel kolonlarını temel alan statik yapılar üzerinden, ideolojik, şiddet ve madde kullanımına yönelik riskleri değerlendirmektedir. Bu kolonlar; aidiyet, güven, özsaygı, anlam-değer, sınır bilinci, duygusal okuryazarlık ve beden algısı gibi temel psikolojik yapıları temsil eder. Kolonların sağlamlığı, bireyin stres, travma, ideolojik manipülasyonlar ve sosyal baskılar karşısındaki dayanıklılığını belirlerken, çatlak veya eksik kolonlar, riskli davranışlara açıklık yaratır. Psikostatik Kuram, klasik psikodinamik ve bilişsel gelişim yaklaşımlarından ayrılarak bireysel gelişimi statik ve taşıyıcı kolonlar metaforu üzerinden ele alır. Freud’un dürtü temelli açıklamaları ve Erikson’un sosyal kriz odaklı aşamaları, gelişimi dinamik süreçler olarak tanımlar; oysa Psikostatik Kuram, kolonların sağlamlığı ve boşlukları üzerinden risk davranışlarının kökensel nedenlerini somutlaştırır. Araştırmalar, çocuklukta duygusal, sosyal ve bilişsel eksikliklerin, ileriki yaşamda şiddet, madde kullanımı, zorbalık ve ideolojik radikalleşme ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Farrington, 2005; Steinberg, 2008). Psikostatik Kuram, bu ilişkileri kolon yapısı ve boşlukları üzerinden somutlaştırarak hem bireysel hem toplumsal riskleri açıklama kapasitesine sahiptir. Özellikle ergenlik döneminde limbik sistemin hızlı olgunlaşması ve prefrontal korteksin görece yavaş gelişimi, kolonların taşıyıcı işleviyle doğrudan etkileşim gösterir. Bu durum, aidiyet, güven, özsaygı, sınır bilinci ve duygusal okuryazarlık gibi kolonların sağlamlığı ile bireyin riskli davranışlara açıklığı arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Ayrıca, ideolojik manipülasyon, akran zorbalığı ve madde kullanımı gibi dışsal riskler, kolon boşlukları üzerinden etkili olur. Çalışma, Psikostatik Kuram’ın kolonların izlenmesi, değerlendirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik önleyici müdahaleler için bütüncül bir çerçeve sunduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, kuram hem bireysel hem de toplumsal düzeyde şiddet, suça eğilim ve risk davranışlarını azaltmayı hedefleyen bilimsel bir yaklaşım sunmaktadır.

2. Sayı
1. Sayı
Ek Sayı







