Years
2025
2024
2023
2022
2021
2020
2019
2018
2017
Categories
Authors
- AYŞEGÜL DUMAN (1)
- Ahmet Tamer AKER (1)
- Ahmet Üzer (1)
- Ali Yücel GÜLER (1)
- Aslı Enez Darçın (1)
- Aslı Kayacan (1)
- Aslıhan Polat (1)
- Ayşegül Tosuner (1)
- Azize TÜRKOĞLU (1)
- Başak Ünübol (1)
- Berhudan Şamar (1)
- Beyza Yaz (1)
- Birgul Kekliltepe (1)
- Bülent COŞKUN (1)
- Cemal Onur NOYAN (3)
- Cemal Onur Noyan (2)
- Ceren GÜNGÖR (1)
- Ceylan Ergül Arslan (2)
- Davut Genç (1)
- Deniz Doğan (1)
- Deniz Eryılmaz (1)
- Derya Gündüz Hoşgör (1)
- Didem Beşikçi Keleş (1)
- Dilan Erkan (1)
- Ekin Sönmez Güngör (1)
- Elif Mutlu (1)
- Erkal ERZİNCAN (1)
- Erkal Erzincan (2)
- Fatma Betül Esen (1)
- Fatma Eren (2)
- Feyza ÇELİK (1)
- Gizem Akülker (1)
- Gul Eryılmaz (1)
- Gökben Hızlı Sayar (1)
- Gözde Masatcıoğlu (1)
- Gül ERYILMAZ (2)
- HANDE TUĞÇE DEMİRCİ (1)
- HATİCE OKSAL (1)
- Habib Erensoy (1)
- Hasan Kaya (1)
- Hasan Mervan Aytaç (1)
- Hatice Turan (2)
- Haydar Hoşgör (1)
- Hüseyin Ünübol (2)
- HİLAL ÇERKEZOĞLU (1)
- Hızlı Sayar Gökben (1)
- Işıl Gogcegoz (2)
- Işıl GÖĞCEGÖZ (1)
- Kursad Nuri Baydili (1)
- Lütfiye Nur Akkoç Arabacı (1)
- Mehmet Akif Çeçen (1)
- Melike Yerebakan Tüzer (1)
- Merve Metin (1)
- Meryem Zeynep Uğurlu (1)
- Mesut Kölçe (1)
- Mine Ergelen (1)
- Murat Yalçın (1)
- Nermin GÜNDÜZ (2)
- Nermin Gündüz (2)
- Nesrin Dilbaz (2)
- Nevzat Tarhan (1)
- Nilüfer SAATCİOĞLU TINKIR (2)
- Nisanur Sarıgül (1)
- Nuran Korkmaz (1)
- Onur Gökçen (1)
- Pelin Çiray (1)
- Remzi Oğulcan Çıray (1)
- SALİH GÜLEN (1)
- Selim Arpacıoğlu (1)
- Sema AKKOYUN (1)
- Serdar Nurmedov (2)
- Sevinç Sütlü (1)
- Sümeyra Bilgiç (1)
- Tijen Acar (1)
- Tonguç Demir Berkol (1)
- Tuba Öcek Baş (1)
- Tuğba Yılmaz (1)
- Yasin Hasan Balcıoğlu (1)
- Yunus Emre Öksüz (1)
- Zehra Arıkan (1)
- Zeynep Ülke (1)
- Zeynep Şahin (1)
- Zühal Albayrak (1)
- Çağrı Yalçın Çınar (1)
- ÖMER BÜBER (1)
- Özge Kutlu (1)
- Özge Nur Kutluer (1)
- Özge Timur (1)
- İrem Teke Bulut (1)
- Şule DOYAROĞLU (1)
ARTICLES
Original Article
Yunus Emre Öksüz,Gözde Masatcıoğlu
2025, 9(2), s:20-27
Çevrimiçi alışveriş, sunduğu kolaylık ve geniş ürün yelpazesi sayesinde, tüketiciler için fiziksel alışverişe göre birçok cezbedici özelliği bünyesinde barındırmaktadır. Bu durum günümüz toplumunu, literatürde giderek daha sık kullanılan bir kavram olan çevrimiçi alışveriş bağımlılığı kavramıyla tanıştırmıştır. Sosyal medya platformlarının giderek artan ticari potansiyeli ve alışveriş sitelerinin sosyal medya üzerinden yürüttüğü reklamcılık stratejileri sosyal medya platformlarının alışverişi teşvik ettiğini göstermektedir. Bu durum sosyal medya kullanımı ile çevrimiçi alışveriş arasındaki ilişkilerin sorgulanmasını beraberinde getirmiştir. Bu çalışma, sosyal medyada önemli ölçüde zaman harcayan bireylerin çevrimiçi alışveriş alışkanlıklarını incelemeyi ve sosyal medyanın çevrimiçi alışverişteki potansiyel dürtüsel etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma 254 katılımcı ile çevrimiçi anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ilişkisel tarama metodu kullanılmıştır. Çalışma Çevrimiçi Alışveriş Bağımlılığı Ölçeği ve Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda gerçekleştirilen korelasyon analizinde sosyal medya kullanımı ve çevrimiçi alışveriş arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p <.01). Yapılan regresyon analizinde sosyal medya bağımlılığındaki bir birimlik artışın, çevrimiçi alışveriş davranışında 0.762 birimlik bir artışa neden olduğu görülmüştür (B = .762, SE = .041). Bu bulgular, bu çalışmanın hipotezi olan, sosyal medya bağımlılığı arttıkça çevrimiçi alışveriş bağımlılığı artar hipotezini desteklemektedir.
Original Article
Sigara, Alkol, Madde Bağımlılığı Tedavi Programı (SAMBA): Retrospektif Etkinlik Analizi
Remzi Oğulcan Çıray,Mehmet Akif Çeçen,Pelin Çiray
2025, 9(2), s:28-34
Alkol ve madde kullanım bozukluğu, bireyin biyopsikososyal işlevselliğini bozan ve tedavi sürecinde çeşitli zorluklar yaratan yaygın bir halk sağlığı sorunudur. Sigara Alkol Madde Kullanım Bozukluğu Tedavi Programı (SAMBA) bağımlılıkla mücadelede bireylere psikoeğitim sağlamak, iletişim ve problem çözme becerilerini geliştirmek, dürtü kontrolünü desteklemek gibi hedefler doğrultusunda yapılandırılmıştır. Bu çalışma, bir eğitim araştırma hastanesinde bir yıl boyunca uygulanan Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Programı'nın (SAMBA) işleyişini, katılımcı özelliklerini ve tedavi sürecine etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, programa katılan bireylerin demografik özellikleri, tedaviye uyum düzeyleri ve SAMBA ile olan ilişkisini incelemektedir. Elde edilen bulgular, SAMBA programının bağımlılık tedavisinde yapılandırılmış ve bütüncül bir yaklaşım sunduğunu ve tedaviye uyumu artırmaya yönelik etkili bir model olabileceğini göstermektedir.
Original Article
Mesut Kölçe
2025, 9(2), s:35-60
Bu çalışma, Çocuklukta oluşan bilişsel, duygusal ve davranışsal kolon boşlukları ve çatlaklar, ileriki yaşamda içsel stres, sosyal uyum problemleri ve davranışsal riskler için görünmeyen bir zemin oluşturur ve ayrıca bireyin yaşam boyu işlevselliğini belirleyen temel yapı taşlarıdır (Kölçe, 2025). Psikostatik Kuram çerçevesinde 0-14 yaş aralığındaki çocuk ve ergenlerin gelişimsel risklerini ve kolon yapılarının psikososyal işlevlerini incelemektedir. Kuram, bireyin gelişimsel kolonlarını temel alan statik yapılar üzerinden, ideolojik, şiddet ve madde kullanımına yönelik riskleri değerlendirmektedir. Bu kolonlar; aidiyet, güven, özsaygı, anlam-değer, sınır bilinci, duygusal okuryazarlık ve beden algısı gibi temel psikolojik yapıları temsil eder. Kolonların sağlamlığı, bireyin stres, travma, ideolojik manipülasyonlar ve sosyal baskılar karşısındaki dayanıklılığını belirlerken, çatlak veya eksik kolonlar, riskli davranışlara açıklık yaratır. Psikostatik Kuram, klasik psikodinamik ve bilişsel gelişim yaklaşımlarından ayrılarak bireysel gelişimi statik ve taşıyıcı kolonlar metaforu üzerinden ele alır. Freud’un dürtü temelli açıklamaları ve Erikson’un sosyal kriz odaklı aşamaları, gelişimi dinamik süreçler olarak tanımlar; oysa Psikostatik Kuram, kolonların sağlamlığı ve boşlukları üzerinden risk davranışlarının kökensel nedenlerini somutlaştırır. Araştırmalar, çocuklukta duygusal, sosyal ve bilişsel eksikliklerin, ileriki yaşamda şiddet, madde kullanımı, zorbalık ve ideolojik radikalleşme ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Farrington, 2005; Steinberg, 2008). Psikostatik Kuram, bu ilişkileri kolon yapısı ve boşlukları üzerinden somutlaştırarak hem bireysel hem toplumsal riskleri açıklama kapasitesine sahiptir. Özellikle ergenlik döneminde limbik sistemin hızlı olgunlaşması ve prefrontal korteksin görece yavaş gelişimi, kolonların taşıyıcı işleviyle doğrudan etkileşim gösterir. Bu durum, aidiyet, güven, özsaygı, sınır bilinci ve duygusal okuryazarlık gibi kolonların sağlamlığı ile bireyin riskli davranışlara açıklığı arasındaki ilişkiyi güçlendirir. Ayrıca, ideolojik manipülasyon, akran zorbalığı ve madde kullanımı gibi dışsal riskler, kolon boşlukları üzerinden etkili olur. Çalışma, Psikostatik Kuram’ın kolonların izlenmesi, değerlendirilmesi ve güçlendirilmesine yönelik önleyici müdahaleler için bütüncül bir çerçeve sunduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, kuram hem bireysel hem de toplumsal düzeyde şiddet, suça eğilim ve risk davranışlarını azaltmayı hedefleyen bilimsel bir yaklaşım sunmaktadır.
Original Article
Azize TÜRKOĞLU,Cemal Onur NOYAN
2025, 9(1), s:5-14
Original Article
Madde Bağımlılığı Riskine Karşı Öz Yeterlik: Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinde Bir Araştırma
Özge Kutlu,Dilan Erkan,Sevinç Sütlü
2025, 9(1), s:15-22
Amaç: Madde bağımlılığı, gençler arasında yaygınlaşan ve toplum sağlığını tehdit eden önemli bir sorun olmakla birlikte, konuya ilişkin koruyucu faktörlerin yeterince incelenmediği görülmektedir. Bu çalışmada meslek yüksekokulu öğrencilerinin, madde bağımlılığından korunmaya ilişkin öz yeterlikleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel türde bir araştırmadır. Araştırma meslek yüksekokulunda öğrenim gören 506 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı doğrultusunda veri toplama aracı olarak “Kişisel Bilgi Formu” ve “Madde Bağımlılığından Korunma Öz-Yeterlik Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans dağılımı, varyans analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Araştırmaya katılan 506 katılımcının %77,5’i kadın, %22,5’i erkektir. Katılımcıların madde bağımlılığından korunmaya ilişkin öz yeterlikleri ile cinsiyet, yaş, öğrenim görülen program ve kaldığı yer değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.005).
Sonuç: Meslek yüksekokulu öğrencilerinin madde bağımlılığından korunma öz yeterliklerini artırmak için eğitim müfredatına bağımlılıkla mücadele dersi eklenmeli, yapılandırılmış erken müdahale programları geliştirilmeli ve öğrenci toplulukları ile sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Original Article
Başak Ünübol,Gizem Akülker,Berhudan Şamar,Kursad Nuri Baydili,Selim Arpacıoğlu
2025, 9(1), s:35-42
Giriş: Araştırmalarda, kadınların bağımlılığa geçişini ve iyileşme mücadelelerini etkileyebilecek birçok özellik
belirlenmiştir. Daha önceki çalışmalarda, Türkiye'deki bağımlılık tedavi merkezlerine başvuranların %2,9-3,2'sinin kadın olduğu bildirilmiştir. Kadınların tedaviye başvurma oranının erkeklere kıyasla düşük olduğu düşünüldüğünde, tedavinin tamamlanmasının incelenmesinin literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Aynı zamanda, ülkemizdeki yatılı bağımlılık tedavi merkezlerindeki kadınların tanımlayıcı özellikleri ve tedavinin tamamlanmasını etkileyen faktörler hakkında yakın zamanda yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.
Yöntem: Çalışmamız, bir Ruh Sağlığı Hastanesinin Bağımlılık Arındırma Kliniğinde DSM-5'e göre alkol veya madde kullanım bozukluğu tanısıyla yatarak tedavi gören 104 kadın hastanın verilerinin incelenmesiyle yürütülmüştür. Yatılı tedavi sırasında, yoksunluk şiddeti madde türüne göre değerlendirilmekte ve gerekli farmakolojik tedavi CIWA-R veya COWS ölçeklerine göre uygulanmaktadır. Tüm katılımcılar Bağımlılık Profili İndeksi (API) ölçeğini tamamlamıştır. Veriler SPSS-27 paket programı kullanılarak analiz edildi. Sosyodemografik sorular için frekans tabloları oluşturuldu. Bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini görmek için regresyon analizi uygulandı. Analizler alfa düzeyi = 0,05 ile uygulandı.
Sonuç ve Öneriler Katılımcıların yaş ortalaması 31,5'ti. Tedaviye başvurudaki tercih maddesi %45 oranında alkol ve %55 oranında madde idi ve kullanım sıklığı %93 oranında her gündü. Alkol-madde kötüye kullanımı aile öyküsü %49 idi. %47'si bekar, adli öyküsü %37, %73'ü işsizdi, %59'unun eş zamanlı ruhsal hastalık öyküsü vardı, %35'inin geçmişte intihar girişimi öyküsü vardı, katılımcıların %54'ünün birden fazla madde kullanımı vardı ve %22'sinin yaşamları boyunca yalnızca bir kez bile olsa damariçi madde kullanımı öyküsü vardı. Tedaviyi tamamlamadan erken taburculuk oranı %38 olup, sosyodemografik ve klinik değişkenlerin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bulundu. Ancak BAPI ölçeğinin özellikle 'şiddetli istek' alt boyut puanı yüksek olan bireylerde tedaviyi tamamlamama ile istatistiksel olarak yüksek oranda ilişkili olduğu görüldü.
Sonuç: Kadınların bağımlılık tedavisine başvurma oranının düşük olduğu göz önüne alındığında, tedaviye başvuran kadın hastaların tedaviyi tamamlamak için ihtiyaçlarının anlaşılması ve tedaviye cinsiyete özgü müdahale programlarının dahil edilmesi önemlidir.
Original Article
Üniversite Öğrencilerinin Madde Kullanımına Yönelik Farkındalık Düzeylerinin Güçlendirilmesi
AYŞEGÜL DUMAN,HİLAL ÇERKEZOĞLU,SALİH GÜLEN
2024, 8(2), s:10-13
Madde kullanımının toplumda gizli bir şekilde yaygınlaşması, çeşitli önlemlerin alınması ve bu konuda gençlerimizin bilinçlendirmesini gerektirmektedir. Üniversiteye başlayan gençlerin (18-25 yaş grubu) bu konularda eğitilmesi ve madde kullanımı farkındalık düzeylerinin belirlenerek gerekirse eğitilmeleri önem arz etmektedir. Bu nedenlerle araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin madde kullanımı farkındalık düzeylerini güçlendirmektir. Bu kapsamda ön-son testli deney ve kontrol gruplu deneysel tasarımla yapılan araştırma altı hafta sürmüştür. Üniversite Öğrencilerinin Madde Kullanımına Yönelik Farkındalık Düzeylerinin Belirlenmesi ölçeği kullanılarak toplanan veriler SPSS paket programı yardımıyla T-testi uygulanarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere göre; üniversite öğrencilerinin madde kullanımına yönelik farkındalık düzeylerinin güçlendirilmesi için uygulanan “Bağımlılık Farkındalık Programının” deney grubu üzerinde olumlu sonuçlar oluşturduğu söylenebilir. Bağımlılık farkındalık programı gibi madde bağımlılığı farkındalığını güçlendiren programların gençlere verilmesi önerilmektedir.
Original Article
Türkiye’de Alkol Kullanım Bozukluğu Üzerine Yapılan Tezlerin Bibliyometrik Analizi
HATİCE OKSAL,ÖMER BÜBER,HANDE TUĞÇE DEMİRCİ
2024, 8(2), s:14-22
Amaç: Alkol kullanım bozukluğu, bireyin yaşam kalitesini, fiziksel, psikolojik ve sosyal durumunu olumsuz etkileyen yaygın bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada, 2008-2024 yılları arasında Türkiye'de alkol kullanım bozukluğuna yönelik lisansüstü çalışmaların bibliyometrik analizinin yapılması amaçlandı. Yöntem: Bu çalışma bibliyometrik analiz yöntemi kullanılarak yürütülen tanımlayıcı bir tarama çalışmasıdır. Ulusal Tez Merkezi veri tabanında “alkol kullanım bozukluğu”,“alkol bağımlılığı”, “alkolizm” ve “alkol kötüye kullanım” anahtar kelimeleri ile ayrı ayrı tarama yapıldı. Tezlerin açık erişimli olması, insan örneklemini içermesi dahil edilme kriteri olarak belirlendi. Bu kriterler baz alınarak yapılan analizde 200 tez araştırmanın örneklemini oluşturdu. Bulgular: Çalışmada, alkol kullanım bozukluğu üzerine yazılan tezlerin çoğunlukla yüksek lisans düzeyinde, nicel ve kesitsel tipte olduğu tespit edildi. En fazla tezin Ege Üniversitesi'nde yayımlandığı, konuya en çok çalışan bölümlerin ise psikiyatri, psikoloji ve hemşirelik olduğu belirlendi. Tezlerde en sık kullanılan ölçeğin, Michigan Alkol Tarama Ölçeği olduğu görüldü. Sonuç: Elde edilen veriler, literatürde bulunan araştırmalarla büyük ölçüde paralellik göstermektedir. Tezlerde boylamsal ve nitel yöntemlerin birlikte kullanılması, alkol kullanım bozukluğu hakkında daha detaylı bilgi edinilmesini sağlayabilir. Gelecekteki araştırmalarda farklı disiplinlerin bir arada çalışması sorunlara yenilikçi çözümler sunma açısından yararlı olabilir.
Original Article
Özge Nur Kutluer,Ceylan Ergül Arslan
2024, 8(1), s:5-12
Amaç: Bu çalışmada alkol ve madde kullanım bozukluğu tanısı almış bireylerin yaşadıkları travmatik olayların bağımlılık şiddetine etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır.
Yöntem: Bu araştırmanın katılımcılarını madde kullanım bozukluğu tedavisi için NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Amatem servisine başvuran 50 kişi oluşturmaktadır. Bu 50 katılımcının 47’si erkek ve 3’ü kadındır. Araştırma verileri anket katılımcılara verilen ölçekler aracılığıyla toplanmıştır. Katılımcılara, bağımlılık şiddetini ölçmek için Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ), travmatik yaşantılarını ölçmek için Travmatik Yaşantılar Ölçeği (TYÖ) uygulanmıştır.
Bulgular: Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 ve 0.001 düzeyinde alınmıştır. Katılımcıların travmatik yaşantılar puanları ile bağımlılık indeksi toplam puanları arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur.
Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre, erkek katılımcılarda bağımlılık indeksi tanı alt boyutu puanları kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının nöral yapı ve işlevi bozarak bireyleri bilişsel eksikliklere ve madde bağımlılığı da dahil olmak üzere psikiyatrik hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirdiği gösterilmiştir. Bu nedenle, madde bağımlılığı ile ilişkili olarak çocukluk çağı travmatik deneyimlerinin geçmişini değerlendirmek ve dikkate almak önemlidir. Elde edilen sonuçlar, bağımlılık tedavisine yönelik geliştirilecek uygulamalara ve gelecekte yapılacak araştırmalara katkı sunabilecek ölçüde travmatik yaşantıların bağımlılıklarda önemini vurgulamaktadır.
Original Article
Mine Ergelen,Didem Beşikçi Keleş,Murat Yalçın,Melike Yerebakan Tüzer,Tuba Öcek Baş,Ekin Sönmez Güngör,Davut Genç,Merve Metin,Aslı Kayacan
2024, 8(1), s:13-19
Amaç: Uzun yıllardır dünya genelinde önlenebilen ölüm ve sakatlık nedenlerinin başında gelen tütün kullanımı COVID-19 gibi solunum yolu enfeksiyonlarında duyarlılığı ve bulaş riskini arttırmakta, prognozu olumsuz etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), özellikle pandemi döneminde olası zarar riskini azaltmak için sigara bırakmayı veya günlük tüketimi azaltmayı önermektedir. Çalışmamızın amacı, psikiyatri servisinde yatarak tedavi gören, COVID-19 tanılı, ağır ruhsal hastalığı olan ve sigara içen hastaların tedavisinde nikotin replasman tedavisi (NRT) uygulamasına ve psikiyatrik hastalık seyrine dair bir deneyim sunmaktır. Yakın zamanda yaşanan pandemi süreci de düşünüldüğünde, ağır ruhsal hastalığa eşlik eden fiziksel hastalık, enfeksiyon hastalıkları ve özellikle COVID-19 enfeksiyonu olan psikiyatri hastalarında, eş zamanlı hastalıkların ve enfeksiyonun tedavisinde daha iyi sonuçlar alınması açısından kapalı serviste yatan hastalara sigara bırakmanın önerilmesi ve hastalara tedavi desteği sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Yöntem: Araştırmamıza ağır ruhsal hastalık nedeni ile psikiyatri servisinde yatarak tedavi gören ve COVID-19 enfeksiyonu geçiren 23 hastadan sigara içen 18 hasta dahil edildi. Nikotin replasman tedavisi uygulanan hastaların kayıtları geriye dönük olarak tarandı. Nikotin bağımlılığı şiddeti Fagerström Nikotin Bağımlılığı Testi (FNBT) ile, ajitasyon ise Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği'nin Ajitasyon Komponenti Alt Ölçeği (PANSS-EC) kullanılarak değerlendirildi. Veriler hastaneye yatışın ilk ve yedinci günleri ile taburculuk sonrası 30. günde toplandı. Başlangıç ve yedinci gün PANSS-EC skorları karşılaştırıldı. Ayrıca, hastaların sigara içme durumu, taburculuk sonrası 30. günde yapılan psikiyatrik değerlendirme sırasında tekrar değerlendirilerek başlangıç ve 30. gün FNBT skorları karşılaştırıldı. FNBT ile PANSS-EC’deki azalma oranı ve hastanede kalma süresi gibi değişkenler arasındaki ilişki araştırıldı.
Bulgular: Çalışmaya katılan 18 hastanın 16'sı erkek ve ikisi kadındı, 14 hasta psikotik spektrum bozuklukları, dört hasta ise bipolar bozukluk tanısı ile takip edildi. Hastaların üçte ikisinde FNBT skorları ≥ 6 ile, yüksek düzeyde nikotin bağımlılığı gözlendi. Birinci haftanın sonunda PANSS-EC skorlarında ortalama %43,1'lik azalma gözlemlendi. Antipsikotik ilaçların PANSS-EC skorları, hastanede kalma süresi ve FNBT skorları üzerinde etkili olabileceği düşünülerek, klorpromazin eşdeğer dozlarını kontrol ederek kısmi korelasyon analizi yapıldı. Geliş FNBT skorları ile PANSS-EC skorlarındaki azalma oranı arasında ılımlı derecede pozitif ve geliş FNBT skorları ile hastanede kalma süresi arasında ılımlı derecede negatif bir korelasyon saptandı. Taburculuktan 30 gün sonra yapılan değerlendirmede, tüm hastaların tekrar sigara içmeye başladığı, %44'ünün FNBT skorlarının ≥ 6 olduğu tespit edildi. Geliş FNBT skorları ile taburculuktan sonraki 30. gün FNBT skorları karşılaştırıldığında, anlamlı bir azalma gözlemlendi.
Sonuç: Tütün kullanımının kısıtlandığı psikiyatri servisinde yatan ve sigara içen hastalarda nikotin yoksunluk belirtilerinin dikkate alınması ve NRT'nin yatarak tedavi programının bir bileşeni olarak düşünülmesi önem taşımaktadır. Ancak sonuçlarımıza göre NRT sigara bırakma tedavisinde tek başına yeterli olmamıştır. Bireysel terapi, danışmanlık ya da psikoeğitimlerle desteklenmelidir. Ayrıca araştırmamızda hastaların, COVID-19 enfeksiyonu nedeniyle akut ve dışsal bir motivasyonla hareket ederek sigarayı bırakmış olmaları taburcu olduktan sonra nüks etmelerine neden olan etkenler arasında sayılabilir. Bu nedenle, psikiyatri hastaları için kapsamlı sigara bırakma tedavisi ve NRT, pandemi sırasında ve sonrasında da yataklı tedavi programlarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

2. Sayı
1. Sayı
Ek Sayı







