Years
2025
Categories
Authors
ARTICLES
Review Article
Alkol ve Madde Kullanım Bozukluklarında Dermatolojik Belirtiler: Güncel Literatür ile Bir Derleme
Yusuf İslam EREN,Çiçek HOCAOĞLU
2025, 9(2), s:8-19
Alkol ve madde kullanım bozuklukları (AMKB), bireysel ve toplumsal sağlık açısından ciddi sonuçları olan, kronik ve nüks etme eğiliminde olan psikiyatrik durumlardır. Bu bozuklukların nöropsikiyatrik etkileri iyi belgelenmiş olmakla birlikte, dermatolojik yansımaları klinik uygulamalarda sıklıkla göz ardı edilmekte ve bu durum tanı ile tedavide gecikmelere neden olabilmektedir. Bu derleme, güncel literatür temelinde; alkol, kannabis, halüsinojenler, inhalanlar, opioidler, uyarıcılar ve tütün kullanımı ile ilişkili deri bulgularını sistematik bir şekilde incelemektedir.
Alkol kullanımı sıklıkla telenjiektazi, seboreik dermatit, pruritus ve rosasea benzeri döküntülerle ilişkilidir. Opioid kullanımı ise enjeksiyon bölgelerinde pruritusa, ülserasyonlara ve skar oluşumuna yol açabilmektedir. Kokain ve amfetamin gibi uyarıcı maddeler, vaskülitik döküntüler, formikasyon (deri altı böcek dolaşıyormuş hissi) sonucu gelişen ekskoriasyonlar ve ülseratif dermatozlarla ilişkilendirilmiştir. Kannabis, halüsinojenler ve inhalanlar temas dermatiti, pigmentasyon değişiklikleri ve perioral lezyonlara neden olabilir. Yasal kullanımına rağmen, tütün; cildin erken yaşlanmasına ve kronik inflamatuvar dermatozların şiddetlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunur.
Bu dermatolojik belirtilerin erken fark edilmesi, AMKB’nin zamanında tanısına katkı sağlayabilecek klinik ipuçları sunabilir. Bağımlılık tedavi protokollerine dermatolojik değerlendirmelerin entegre edilmesi, tanısal sürecin etkinliğini artırabilir ve gereksiz tetkiklerin önüne geçebilir. Bu derleme, AMKB’de görülen deri bulgularının önemine dikkat çekmekte ve bu sıklıkla göz ardı edilen göstergelerin değerlendirilmesinde klinik farkındalığın ve multidisipliner iş birliğinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Review Article
Abdullah TÜRKMEN
2025, 9(1), s:23-34
Son yıllarda bağımlılık araştırmaları, madde kullanım davranışlarının yalnızca biyolojik temellere dayanmadığını; bunun yerine psikososyal ve kültürel faktörlerle birlikte çok boyutlu bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu derleme çalışmasının amacı, bağımlılık kuramlarının Türkiye’de ve Avrupa’da yaşayan Türk bireyler üzerindeki etkilerini sosyokültürel bağlamda karşılaştırmalı olarak incelemektir. Çalışma, nitel meta-analiz deseniyle yapılandırılmış ve 2010–2025 yılları arasında yayımlanmış araştırmalar ULAKBİM, DergiPark, Scopus ve Web of Science veri tabanları aracılığıyla sistematik biçimde taranmıştır. Seçilen çalışmalar, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Sosyal Öğrenme Teorisi (SÖT), psikodinamik ve biyolojik modeller çerçevesinde değerlendirilmiştir. Tematik analiz bulgularına göre, Türkiye’de bağımlılık davranışları büyük ölçüde kültürel normlar ve sosyal öğrenme süreçleriyle biçimlenmektedir. Buna karşılık, Avrupa’daki Türk göçmenler arasında ayrımcılık, dil bariyerleri ve kimlik çatışmaları gibi etkenlerin belirleyici olduğu gözlemlenmektedir. Grup terapileri ve kültürel olarak uyarlanmış müdahale yaklaşımlarının bu zorluklara duyarlı ve etkili çözümler sunduğu tespit edilmiştir. Bulgular, bağımlılıkla mücadelede kimlik, aidiyet ve toplumsal dışlanma gibi boyutları dikkate alan kültürel açıdan hassas klinik modellerin geliştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

2. Sayı
1. Sayı
Ek Sayı







